Image Image Image 01 Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

Sosyal Medya

Scroll to Top

To Top

Blog

Doğum Hikayemiz

Tags | , , , , , , , , , , , ,

Minik kalplerin hayata ilk bakışı. Yüzlerce annenin bebeğiyle ilk karşılaşması. O anda gözlerinde beliren ışık.

Onlarla heyecanlanmak

Kahkahalar atmak

Nefesini tutmak

Göz yaşlarına hakim olamamak.

Onlarla annelik duygusunu tatmak..

işte benim 5 yıllık annelik heyecanımdı bu. Her doğumda kendi doğumumun nasıl olabileceğini hayal ettiğim, hayaller arasında kaybolurken, kendimi bu maceraya kaptırdığım zamanlardı.

Şimdi bu duyguyu Deniz’le birlikte yaşamak… Hikayeye bambaşka bir pencereden bakmak.. ve duyguları kelimelere dökmekte zorlanmak varmış.

***

Bundan üç ay önce 5 Eylül 2013 ; Deniz’in bize geldiği, bizim hiç bilmediğimiz bir hayata merhaba dediğimiz gün.

Üç aydır kendi doğum hikayemi yazacağım anı bekliyorum. Bu yazıyı tamamlarken kaç kere emzirme molası vereceğimi ise henüz bilmiyorum.

4 eylül akşamının heyecanını hala hisseder gibiyim. Özgür le sıcak bir yaz akşamı balkonda oturmuş elimizdeki telefonlarla oyalanıyoruz.Az sonra Latife’nin süpriz doğumgünü partisinde buluşacağız. 9 aylık süreçte beni bir an olsun yanlız bırakmayan, her sıkıntımı dinleyen, beni destekleyen, bana moral veren dostlarım Latife, Çiseren, Alev, Erkin ve Murat’la parti sonrası Deniz’in odasını süsleyeceğiz. Sonrası? Sonrasını o an için bende tarif edemiyorum.

Gece 1 gibi evdeyiz. Son kez içimde Deniz, minik vuruşlarını hissederek uykuya dalıyorum. Uyandığımda sabah 6 bile olmamış. Hadi diyor Özgür vakit geldi. Gidiyoruz. Elimi karnıma koyuyorum. Deniz’le 9 aydır kurduğumuz iki kişilik dünyamıza dokunuyorum. Gözyaşlarım bu sefer heyecandan..

Hastaneye vardığımızda herseyin çok ağır ilerlemesini istiyorum. saatlerce kayıt yapsınlar. Odamın kapısı hemen açılmasın. Doktorum trafiğe kalsın. Tam giderken biz sana şaka yaptık desinler.

Korkuyor muyum yoksa heyecanımı mı kontrol edemiyorum hiçbir fikrim yok. Tek bildiğim, herşey çok hızlı.. kontrol edemiyorum.

Gülümseyen gözleriyle dostlarım gelince biraz rahatlıyorum. Sonra ailem geliyor. Arkadaşlarım.. Endişemi anlıyorlar mı? Nasıl görünüyorum şuan? aklımdan geçen şeyler bunlarken sadece gülümsüyorum. Odaya son dokunuşları yapıyor kızlar. Herşey mükemmel. Bir peri olsaydım belki bu kadar şımartılırdım. Aylardın etrafımda dönüyorlar. Süprizler hazırlıyorlar. Beni şımartıyorlar. İnsanın kaç tane böyle dostu olabilir ki hayatta. Peki bu dostların kaçıyla aynı işi yapıyor olabilirsin bu kadar zor rekabet şartları altında?

***

Sonra Murat Emanetoğlu beliriyor kapıda. Ben bu anı biliyorum. yüzlerce doğumda gördüğüm şey bu. Doktorun odaya ziyareti demek, 15 dakikaya seni ameliyata alacaklar demek.

Ardından, yıllarca” ben asla sedyeyle gitmeyeceğim” dediğim sedyeyi taşıyan adamlardan biri görünüyor kapıda. işte bu anı da biliyorum..

Vakit tamam gidiyoruz.

Kalbim ağzımda. En son istediğim şey ağlamak ama ağlıyorum işte.. Hem de bağıra bağıra. Özgür’ün boynuna dolanmış kollarım, çocuk gibi ağlıyorum. En son ne zaman böyle ağladığımı düşünüyorum bir yandan. Eve dönmek, kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Kocaman göbeğim, içimde atan minik kalp. Mutluyum ben bu halimle..

Ameliyathane kapısında o güne kadar görmediğim bir kalabalık el sallıyor bana. Annem de orada. En çok onun gözlerinden kaçırıyorum gözlerimi. O an için suçlu bir çocuk gibiyim. “Ağlamak yakışmıyor annem” diyecek diye korkuyorum.

İçerideyim.Bu sefer yeşillere dokunan benim. Hatta o yeşillerin tam orta yerindeyim. Sakinleşmemi istiyor yumuşak bir ses. Hiç bu kadar medet ummamıştım senden diyorum içimden. Kendime diğer anneleri sakinleştirmek için söylediğim sözleri söylüyorum. “kıl kadar ince bir iğne deyecek tenine. korkma. zaten sonrası öyle hızlı ki. Cennetin kokusu konacak göğsüne. Sen onu düşün. Ona odaklan..”

Bir süre sonra yatırıyorlar beni. Bacaklarımda tatlı bir uyuşma var. İçimden kendime espiriler bile yapmaya başladım. hayalimde şakalar yapıyorum hastabakıcılara. Mesela ameliyat ortasında hop bacağımı kaldırıyormuşum diyorum.

İşte o perde de örtüldü üstüme. Çiseren geldi yanı başıma. Diğer yanımda Özgür var. Alev de yerini aldı. Fonda sevdiğim müzikler…

Korkma diyor sevgilim; daha başlamadılar bile.. Aglamakla gülmek arasında bir yerdeyim o anda. O yeşil perde çekildimi, doktorun başına geldimi çoktan başlamıştır herşey. Geri dönüşü kalmadı bu işin.

Çekiştirmeler, minik dokunuşlar, gıdıklanma hissi.. ve saniyelik bir rahatlama. Arkasından gelen bir ağlama. Minicik bir adam perdenin üstünden bana bakıyor. Ben de ona. Zaman durdu. sesler kayboldu. Son kez belki de son kez yine tek başımızayız miniğimle. O bana ağlıyor ben Ona.

Bir kaç dakika sonra yanıma koyuyorlar. Islak, sıcak, yumuşak bir ten. Ve evet cennet kokuyor..

Hiç bitmesin istiyorum o an. Saatlerce öyle kalmak 9 aylık bir özlemi gidermek istiyorum.

Deniz’le birlikte herkes yavaş yavaş ayrılıyor yanımdan. En son sevgilim kalıyor. Sonra onu da alıyorlar. İlacın etkisiyle biraz saçmalayıp hafifçe uyuyorum.

Uyandığımda hadi gidiyoruz diyor hasta bakıcı. Yine çok heyecanlıyım. Kapıdan çıkarken “evet benim o anne. ben anne oldum heyoo” diye bağırmak istiyorum. Onun yerine bir gülüyorum iki ağlıyorum.

Herkes yine bekliyor. Daha da kalabalıklaşmış ortalık. Bir bir öpüyorlar beni. Gözlerimi kaçırdığım annemin gözlerinin bu sefer içine bakıyorum. Ortak bir duyguyu paylaşmak böyle bir şey işte. Artık iki taraflı anneyiz seninle.

Odamıza geliyoruz. Zaman hala o kadar hızlı ki. Bir yandan herşey olup biterken bir yandan olayları detaylarıyla hafızaya kaydetmek imkansız gibi. Sanırım o zaman anlıyorum mesleğimin değerini. Bambaşka kalplerde nasıl izler bıraktığını. Çünkü o anda da benim için kaydediyor kızlar herşeyi. Ben tekrar tekrar yaşayayım diye.

Deniz’i getiriyorlar yine. Benim minik oğlumu.. kocaman dudaklı, baba burunlu oğlumu.

Uzanıyorum hemşireye. Öylesine yanıma koymasın istiyorum. Kollarından tutup kaldırıyorum. Defalarca defalarca öpüyorum dudaklarını. Yıllar sonra böyle diyeceğim ona. “Hemşire seni yanıma getirdi. Anne dudaklı, baba burunlu bir oğlan! Tuttum kaldırdım seni oğlum. Defalarca defalarca öptüm. Kokunu içime çektim. Sustun yanıma gelince. Kocaman kocaman baktı gözlerin. Belki sende anladın annen olduğumu”

Ailem, dostlarım, arkadaşlarım, sevgilim ve oğlumuz Deniz.. o küçük odada dünyanın en mutlu anını yaşıyorum. Bundan sonra bir an olsun gözümün önünden ayırmayacağım Deniz’im kucağımda. Yıllar ilerledikçe anıları bir bir biriktireceğimiz dostlarım yanımda. Şuan öyle bir an ki hayatımın en kalabalık anı.

İşte böyle bir hikaye yazdık biz 5 eylül günü. Deniz bize merhaba dedi. Biz bambaşka bir hayata..

Bundan sonrasında yaşanan herşey onunla artık.

O minik kalp büyüyecek biz yaşlanacağız ve bir sürü hikayemiz olacak.. Bu hikayelerin hepsini kaydetmeyi, saklamayı başarırız mıyız bilmiyorum. Ama hepsini gönlümün bir yerinde gizleyeceğime eminim.

Şimdi geriye dönüp şu 3 aya baktığımda ne çok şey öğrenmişim diyorum..

Anne olmanın zorluğunu, güzelliğini, sabrını, mutluluğunu, endişesini hepsini hissediyorum.

Önümüzde kocaman bir hayat var. ve bu Hayat Denizle Güzel..

***

Son olarak merak edenler için :

Doğum kısa film : Çiseren Korkut Koç ve Murat Koç tarafından yapılmıştır. http://vimeo.com/74980876

Doğum Fotoğrafları : Alev Durmuşoğlu, Çiseren Korkut ve Latife Tunç tarafından çekilmiştir.

Doğum kapı posteri : Muhteşem yaratıcılıgıyla Latife Tunç tarafından yapılmıştır.

Dogum ve babyshower partisindeki pasta ve kurabiyeler http://masalsitatlar.com/ tarafından yapılmıştır.

Hamilelik Fotoğrafları : Alev Durmuşoğlu ve Erkin Korkmaz tarafından çekilmiştir.

Doğum Oda süsleme Alev Durmuşoğlu ve Çiseren Koç un kurduğu http://www.neseliisler.com/ organizasyona aittir.

Ayrıca dogum öncesi hazırlanan babyshower partisi neseliişler organizasyona aittir.

Babyshower için hazırlanan yemekler Erkin Korkmaz ve katılan tüm fotografçı dostların katkılarıyla yapılmıştır.

Doğumda hazırlanan ikramlıklarda anneanne ve babaanne parmağı vardır.

Bana bir tek çocuğu doğurmak kalmıştır..

Paylaş

Comments

comments

Burcin Çobanoğlu Photography